Dünya çapında milyarlarca insanın hayatını değiştiren, bilginin serbest dolaşımını sağlayan ve modern çağın en büyük devrimlerinden biri olan World Wide Web‘in (WWW) mucidi Sir Tim Berners-Lee, yarattığı teknolojinin bugünkü halinden duyduğu rahatsızlığı ve gelecek vizyonunu çarpıcı ifadelerle dile getirdi. 1989 yılında Web’i icat ettiğinde, herkes tarafından kullanılan, her şeyi içeren ve en önemlisi “ücretsiz” olan demokratik bir platform hayal eden İngiliz bilgisayar bilimcisi, bugün 5,5 milyar insan tarafından kullanılan bu ağın, amaçladığı insani değerlerden uzaklaştığını düşünüyor. Şu sıralar “This is for Everyone” (Bu Herkes İçin) adlı kitabının tanıtımı için Avustralya’da bulunan Berners-Lee, internetin ruhunu kurtarmak için verdiği savaşı ve çözüm önerilerini paylaştı.
“İnterneti Düzeltebiliriz, Henüz Geç Değil”
Web’in ilk yıllarındaki heyecanını “dizginlenemez” olarak tanımlayan Berners-Lee, aradan geçen yaklaşık 40 yılın ardından, kendisi ve benzer düşünen aktivistlerden oluşan bir toplulukla birlikte bir isyanın fitilini ateşlemeye hazırlanıyor. Brisbane’den Guardian Australia’ya konuşan ünlü bilim insanı, “İnterneti düzeltebiliriz… Bunun için henüz çok geç değil,” diyerek misyonunu “Web’in ruhu için bir savaş” olarak nitelendiriyor. Berners-Lee’ye göre internetin ilk yozlaşması, alan adı sisteminin (DNS) ticarileşmesiyle başladı. Bu sistemin kamu yararına çalışan, kar amacı gütmeyen bir kuruluş tarafından yönetilmesi gerektiğini savunan Berners-Lee, 1990’larda .com alanının “şarlatanlar” tarafından ele geçirildiğini belirtiyor. Amerikalıların interneti ticarileştirme konusunda çok istekli olduğunu ve akademik bir yapıdan ticari bir yapıya geçişin sınırlarını zorladıklarını ifade ediyor. Kâr hırsı, kısa sürede internetin tasarımında itici güç haline geldi. Ancak Berners-Lee için asıl kırılma noktası, Turing Ödülü‘nü kazandığı 2016 yılındaki ABD seçimleri oldu. Web’in ne kadar toksik bir hale gelebileceğini o dönemde net bir şekilde gören mucit, iki yıl sonra Vanity Fair’e verdiği demeçte, Web’in kötüye kullanımından dolayı “yıkıldığını” itiraf etmişti.

“Kötülük İçin Optimize Edilmiş” Bir Web
35 yıldır dünyanın ilk blogunu yazdığını belirten Berners-Lee, Haziran 2024’te yayınladığı bir gönderide “internetteki her şeyin” haritasını çıkardı. Bu diyagram, e-postadan Zoom’a, sağlıktan podcast’lere kadar Web’in genel faydasını gösterse de, diyagramın sol tarafında yer alan “kırmızı küme” dikkat çekiyor. Bu kümede X (eski adıyla Twitter), Snapchat, YouTube gibi platformlar; “etkileşim için akış manipülasyonu”, bağımlılık, kutuplaşma, dezenformasyon ve akıl hastalıkları yer alıyor. Web’in yaratıcısı, internetin bu köşesinin “kötülük için optimize edildiğini” (optimised for nastiness) savunuyor. Bu alanın sömürücü ve gözetim ağırlıklı olduğunu belirten Berners-Lee, “Bu, tüm internetin sadece küçük bir parçası… Ancak sorun şu ki, insanlar bu sosyal medya sitelerinde çok fazla zaman harcıyor çünkü bunlar bağımlılık yapıcı,” diyor. Teknolojinin nötr olduğu ve insanların iyi ya da kötü olduğu yönündeki eski mantranın Web için geçerli olmadığını vurgulayan Berners-Lee, Reddit, Pinterest veya Snapchat gibi sitelerin tasarımının, algoritmaların etkileşim önceliği nedeniyle açıkça “kötü” olabileceğini belirtiyor.
Çözüm: Solid Protokolü ve Veri Kapsülleri
Sorunu derinleştiren en büyük etkenlerden biri de tekelleşme. Facebook ve Google gibi devlerin hakimiyetinin inovasyon ve Web için kötü olduğunu savunan Berners-Lee, tekellerin gerçekten insan yanlısı sistemler kurulmasının önünde durduğunu ifade ediyor. Bu hayal kırıklığından hareketle Berners-Lee, son on yılını verilerin Web üzerinde tutulma şeklini tamamen değiştiren Solid (Social Linked Data) protokolü projesine adadı. Web’in ilk yıllarındaki gibi insan gücüne dayanan bu aktivizm, kişisel egemenliği güçlendirmeyi ve kontrolü tekrar kullanıcılara vermeyi amaçlıyor. Berners-Lee, Solid projesindeki “pod” (kapsül) mantığını, her bireyin güvenli bir şekilde tuttuğu “veri sırt çantalarına” benzetiyor. Bu sistemde kullanıcılar; eğitim verilerini bir yapay zeka öğretmeniyle, tıbbi verilerini ise doktoru veya beslenme uzmanıyla paylaşmayı seçebiliyor. Belçika’daki Flanders hükümeti, veriyi ulusal bir kamu hizmeti olarak görüyor ve vatandaşları için şimdiden Solid kapsüllerini kullanmaya başlamış durumda. Berners-Lee, yeni sistemlerin o kadar güçlendirici, işbirlikçi ve şefkatli olacağına inanıyor ki, bugünün Facebook ve X gibi devlerinin bu sisteme katılmasa bile zamanla eskimiş hale geleceğini öngörüyor.

Sosyal Medya Yasakları ve Yapay Zeka Tehlikesi
Avustralya’nın, 16 yaş altındakilerin Snapchat, X, Facebook ve YouTube gibi siteleri kullanmasını engelleyen dünyada bir ilk olan sosyal medya yasağı hakkında da konuşan Berners-Lee, bu konuda tam olarak ikna olmuş değil. İngiltere’de de benzer tekliflerin olduğunu belirten mucit, mesajlaşma servislerinin çocuklar için yararlı olabileceğini hatırlatıyor. Yasaklar yerine, çocuklara zararlı sitelere erişimi engelleyen, özel olarak tasarlanmış akıllı telefonları destekliyor ve Mumsnet kullanıcılarıyla işbirliği içinde tasarlanan “Other phone”u örnek gösteriyor. Ancak Berners-Lee’nin iyimserliğinin dibe vurduğu konu Yapay Zeka (AI). Web ve verileri sayesinde var olan AI’yı uzun süredir toplumu dönüştürme potansiyeli olan bir güç olarak gören Berners-Lee, artık “atın dizginlerinden boşandığını” (the horse is bolting) düşünüyor. Kontrolsüz gelişim ve artan zeka karşısında endişeli olan Berners-Lee, CERN benzeri bir yapı öneriyor. Web’i, HTML’i ve HTTP’yi Cenevre dışındaki CERN’de yaratan Berners-Lee, CERN’in bilimsel ve ticari olmayan yaklaşımının teknolojinin paylaşılmasında kilit rol oynadığını hatırlatıyor. “Tüm üst düzey bilim insanlarının bir araya geldiği ve bir süper zeka yapıp yapamayacaklarını gördükleri bir ‘Yapay Zeka için CERN’ görmek isterim. Eğer yapabilirlerse, bunu dünyayı yönetmesine izin verecek şekilde dışarı çıkıp insanları ikna edemeyeceği bir sisteme hapsetmeliler,” diyor. Ancak mevcut durumda, büyük şirketlerin kendi siloları içinde, birbirlerini denetlemeden çalıştıkları bir ortamda, bilim camiasının AI’nın güvenli olup olmadığına karar verebileceği bir noktaya ulaşmanın çok zor olduğunu belirtiyor.