2026 yılının ilk günlerinde kamuoyuna açılan Jeffrey Epstein dosyalarındaki Ocak ayı güncellemeleri, skandalın boyutunu “pedofili ve fuhuş ağı” olmaktan çıkarıp, uluslararası askeri stratejiler, darbe planları ve teknolojik casusluk seviyesine taşıdı. Bugüne kadar magazin figürleri ve ünlü isimler üzerinden okunan dava, sızan son belgelerle birlikte jeopolitik bir depreme dönüştü. Dosyalarda yer alan şifreli e-postalar ve stratejik analiz raporları, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) bölgedeki varlığının küresel bir operasyonu nasıl durdurduğunu ve teknoloji devlerinin kapalı kapılar ardında Çin ile yürüttüğü “kaynak kod” pazarlıklarını tüm çıplaklığıyla ifşa ediyor.
İşte “Vatandaş Dedektifler” ve araştırmacı gazetecilerin binlerce sayfalık EFTA (Epstein Files Transparency Act) belgeleri arasından çıkardığı, Türkiye’yi ve dünya siyasetini yakından ilgilendiren o şok edici detaylar.

Katar Darbesi ve TSK Engeli: “Türkler Orada, Seçenek Masadan Kalktı”
Sızan belgelerin Türkiye açısından en gurur verici, küresel güç odakları açısından ise en itiraf niteliğindeki bölümü Katar ile ilgili. 2017 yılında Katar’a uygulanan ambargo ve sonrasında gelişen olaylar zincirinde, perde arkasında askeri bir müdahalenin (darbe girişiminin) planlandığı, ancak bu planın son anda iptal edildiği belgelerle kesinleşti.
Dosyalarda yer alan askeri analiz raporları ve üst düzey yetkililer arasındaki e-posta trafiğinde, operasyonun iptal gerekçesi tek bir cümleye, daha doğrusu tek bir ülkenin varlığına bağlanıyor: Türkiye.
Belgelerdeki kritik yazışmada şu can alıcı ifade geçiyor: “Askeri seçenek artık uygulanabilir değil, çünkü Türkler orada.”
Bu ifade, Türkiye’nin Katar’da kurduğu askeri üssün ve TSK’nın bölgedeki hızlı konuşlanmasının, sadece diplomatik bir jest olmadığını; fiili bir darbe girişimini ve rejim değişikliği operasyonunu “caydırıcılık” gücüyle engellediğini resmen kanıtlıyor. Epstein’ın bu tür jeopolitik analizlerin ve istihbarat raporlarının tam ortasında yer alması, onun sadece zenginlere kız bulan bir aracı değil, devletler arası krizlerde rol oynayan bir “gölge diplomat” veya istihbarat varlığı olduğunu da doğruluyor.

Teknoloji Casusluğu: Microsoft ve Çin Arasındaki “Stockholm Sendromu”
Epstein dosyalarının teknoloji dünyasını sarsan yüzü ise EFTA01881537 numaralı belgede ortaya çıktı. Bu belge, Epstein ile teknoloji devi Microsoft arasındaki karanlık bağı ve Çin hükümetiyle yürütülen çok gizli bir pazarlığı gözler önüne seriyor.
Microsoft’un eski üst düzey yöneticilerinden Steven Sinofsky tarafından gönderildiği belirtilen e-postada, Çin hükümet grubuyla yürütülen ve “Windows RT + Özel Donanım” kombinasyonunu içeren özel bir projeden bahsediliyor. Yazışmalarda, Çin’in teknolojik bağımsızlığını kazanmak adına kendi işletim sistemini (homegrown) kurma isteği tartışılıyor. Ancak Sinofsky, Çin’in kendi sistemini kurması durumunda küresel piyasanın bu sisteme güvenmeyeceğini, bu yüzden meşruiyet kazanmak için Windows altyapısına mecbur olduklarını savunuyor.
“Kodlar Emanete, Akıllar Microsoft’a”
Pazarlığın en çarpıcı detayı ise “güven” sorununun nasıl aşılacağı üzerine. Çin tarafını ikna etmek için, Windows’un kaynak kodlarının (source code) ve çip mimarisine dair silikon planlarının, tarafsız bir “emanet” (escrow) sistemine bırakılması masaya yatırılıyor. Yani Microsoft, Çin pazarına girebilmek için en mahrem ticari sırlarını bir nevi rehin vermeyi teklif ediyor.
Mail grubundaki yazışmalarda bu durum, psikolojik bir terimle, “Stockholm Sendromu” olarak nitelendiriliyor. Çin’in kendi bağımsız sistemini kurmaya çalışırken, dönüp dolaşıp tekrar Microsoft’un ekosistemine ve şartlarına bağlanması, rehinenin kendisini esir alana duyduğu o tuhaf bağlılığa benzetiliyor.

Türkiye’yi İlgilendiren Diğer Başlıklar: Antalya ve Rixos
Dosyaların magazinel boyutu gibi görünse de aslında insan ticareti ağının lojistiğini ortaya koyan kısımlarda Antalya ismi güncelliğini koruyor. Ocak 2026 güncellemelerinde, Epstein ağındaki bazı mağdur kızların Türkiye’ye giriş çıkış kayıtları ve konaklama detayları daha netleşti.
İddialara göre, genç kızlar “masaj eğitimi” ve “sertifikasyon programı” adı altında Antalya’ya getirilmiş. Konaklama adresi olarak ise belgelerde Rixos Premium Belek geçiyor. Bu süreçte kızların pasaport işlemlerinin ve konaklama masraflarının Epstein’ın paravan şirketleri tarafından karşılandığına dair faturalar dosyada yer alıyor. Bu durum, Türkiye’nin bu küresel ağda bir “eğitim kampı” veya “transit geçiş noktası” olarak kullanıldığı iddialarını güçlendiriyor.

Kâbe Örtüsü Skandalında Yeni Kanıtlar
İnanç dünyasını derinden sarsan “Kâbe örtüsü” (Kisve) skandalıyla ilgili de dosyaya yeni görseller eklendi. Daha önceki sızıntılarda Epstein’ın Kâbe örtüsünü satın aldığı yazışmalarda görülmüştü. Ancak yeni eklenen olay yeri inceleme fotoğraflarında, Epstein’ın malikanesindeki bir odada Kâbe örtüsü parçalarının yere serildiği ve halı olarak kullanıldığı net bir şekilde görülüyor. İslam aleminin en kutsal değerlerinden birinin, böylesine bir ortamda ayaklar altına alınması, skandalın etik dışı boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Şok E-Postalar: Bebek Ticareti ve Irkçılık
Dosyaların kişisel yazışmalar bölümünde ise kan donduran ifadeler yer alıyor:
- Peggy Siegal ve “Bebek” Pazarlığı: Hollywood’un ünlü PR uzmanı Peggy Siegal’in Epstein’a attığı iddia edilen mailde, insan ticaretinin boyutunun bebeklere kadar indiği görülüyor: “Senin için bir bebek getirebilirim… ya da iki. Erkek mi kız mı? Tam Madonna gibi.”
- Donald Trump’ın “Sümük” İfadesi: Epstein, bir arkadaşına yazdığı mailde eski ABD Başkanı Donald Trump’ın ırkçı tavırlarından bahsediyor. İddiaya göre Trump, siyahi kadınlar için aşağılayıcı bir dil kullanarak “Onlara sümük diyor, 10 metreden fazla yaklaşmaz” ifadesini kullanmış.
- Bill Gates ve Simülasyonlar: 2017 tarihli yazışmalar, Bill Gates ile Epstein arasındaki ilişkinin derinliğini kanıtlıyor. İkilinin, COVID-19 pandemisinden yıllar önce “pandemi simülasyonları”, küresel sağlık verilerinin toplanması ve nöroteknoloji üzerine detaylı planlar yaptığı, sızan e-postalarla belgelendi.
Bu Dosyalara Nasıl Erişebilirsiniz?
İnternetteki bilgi kirliliğinden arınmak ve Ocak 2026’da güncellenen bu belgelere (özellikle Microsoft-Çin pazarlığını içeren EFTA01881537 numaralı belgeye) bizzat göz atmak isterseniz, aşağıdaki resmi ve güvenilir kaynakları kullanabilirsiniz:
- CourtListener (EFTA Veri Tabanı): ABD mahkeme kayıtlarının tutulduğu CourtListener sitesine gidin. Arama çubuğuna doğrudan belge numarası olan “EFTA01881537” yazın. Bu sayede Microsoft ve Çin arasındaki o gizli yazışmanın orijinal PDF haline ulaşabilir ve “Stockholm Sendromu” ifadesini kendi gözlerinizle görebilirsiniz.
- Official DOJ Portal (ABD Adalet Bakanlığı) (Biz bu yöntemi kullanıyoruz.): Bakanlığın 2026 yılında şeffaflık yasası gereği açtığı resmi portala girin. Arama motoruna “Qatar”, “TSK” veya “Turkish Forces” anahtar kelimelerini yazın. Katar darbe girişimi ve TSK’nın varlığına dair askeri analiz raporlarını buradan filtreleyebilirsiniz.
- DocumentCloud “Epstein 2026” Koleksiyonu: Araştırmacı gazetecilerin yüklediği ve üzerine notlar aldığı dosyalar için DocumentCloud sitesinde “Epstein 2026” araması yapın. Sonuçlar içinde “Sinofsky”, “Microsoft” veya “Antalya” kelimelerini aratarak, uzmanlar tarafından işaretlenmiş ve analiz edilmiş bölümlere hızlıca ulaşabilirsiniz.
Önemli Okuma Notu: Bu belgeleri incelerken kritik bir ayrım yapmak hayati önem taşıyor. Belgelerde yer alan “Epstein’ın yazdıkları” (onun şahsi iddiaları ve e-postaları) ile “mahkeme tarafından kanıtlananlar” (deliller ve kesinleşmiş hükümler) birbirinden ayrılmalıdır. Epstein’ın, nüfuzunu korumak ve kendini daha güçlü göstermek amacıyla bazı maillerde yalan söylediği, olayları abarttığı veya gerçekleşmemiş planları olmuş gibi anlattığı ihtimali her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.