Teknoloji dünyasının her yıl merakla beklediği ve yeniliklerin sahneye çıktığı Las Vegas’taki CES 2026 fuarı, mobil aksesuarların lider ismi Anker’in gövde gösterisine sahne oldu. Dünyanın bir numaralı mobil şarj markası konumunda bulunan Anker, fuar kapsamında tanıttığı yeni nesil şarj ekosistemiyle, sadece cihazları şarj etmeyi değil, bu süreci çok daha akıllı, güvenli ve şeffaf bir hale getirmeyi hedeflediğini kanıtladı. Gelişmiş ekran arayüzleri, en güncel kablosuz şarj standardı olan Qi2 25W desteği ve henüz piyasaya sürülmesi beklenen iPhone 17 serisiyle tam uyumlu çözümler, markanın vizyoner yaklaşımını ortaya koyuyor.
Günümüzde şarj cihazları, prizde unutulan basit adaptörlerden, cihazın sağlığını koruyan ve kullanıcıyla etkileşime giren akıllı asistanlara dönüşüyor. Anker’in CES 2026 lansmanı da tam olarak bu dönüşüme odaklanıyor. Marka, duvar tipi şarj cihazlarından masaüstü düzenleyicilere, seyahat dostu kablosuz istasyonlardan profesyonel docking station çözümlerine kadar geniş bir yelpazeyi kullanıcıların beğenisine sundu. Bu yeni serinin temelinde ise iki kritik teknoloji yatıyor: Şarj sürecini görselleştiren AnkerSense™ View arayüzü ve güvenlik standartlarını zirveye taşıyan ActiveShield™ 5.0 teknolojisi. Bu yenilikler sayesinde kullanıcılar artık şarj hızını anlık takip edebilirken, cihazlarının batarya sağlığının da maksimum düzeyde korunduğundan emin olabiliyor.

Anker Nano Charger (45W): Cihazını Tanıyan Akıllı Adaptör
Lansmanın en dikkat çeken ürünlerinden biri, kompakt yapısına rağmen sunduğu akıllı özelliklerle devleşen Anker Nano Charger (45W) oldu. Bu cihazı sıradan adaptörlerden ayıran en büyük özellik, üzerinde bulunan ve gerçek zamanlı veriler sunan akıllı ekranı. Ancak yenilik sadece görselle sınırlı değil; cihazın içine yerleştirilen yapay zeka destekli algoritmalar, bağlı olan cihazı saniyeler içinde tanıyabiliyor.
Anker Nano Charger; iPhone 17, 16 ve 15 serileri ile birlikte iPad Pro’nun son nesil modellerini (11 inç ve 12,9/13 inç versiyonları) otomatik olarak algılayarak, o cihaza özel bir şarj profili oluşturuyor. 45W’a kadar hızlı şarj desteği sunan adaptör, otomatik eşleşen 3 aşamalı güç dağıtımı sayesinde enerjiyi en verimli şekilde iletiyor. Cihazın en iddialı olduğu konulardan biri de batarya sağlığı. TÜV sertifikalı Care Mode özelliği, şarj işlemi sırasında ortaya çıkan ısıyı rakiplerine göre minimize ediyor. Yapılan laboratuvar testlerine göre; Anker Care Mode devredeyken adaptör sıcaklığı uluslararası standartlara kıyasla 36°F (yaklaşık 20°C) daha düşük kalırken, telefon bataryasının sıcaklığı diğer 45W şarj cihazlarına göre 9°F (yaklaşık 5°C) daha serin çalışıyor. Bu da uzun vadede telefonunuzun pil ömrünün korunması anlamına geliyor. 180 derece katlanabilir fiş tasarımıyla dar alanlara, koltuk arkalarına veya çoklu prizlere rahatça sığabilen Nano Charger, interaktif ekranıyla gücü ve sıcaklığı anlık olarak raporluyor.

Anker Prime Wireless Charging Station: Avuç İçinde Dev Performans
Kablosuz şarj teknolojilerinde hız ve ısınma her zaman bir ikilem olmuştur. Anker, CES 2026’da tanıttığı Anker Prime Wireless Charging Station ile bu sorunu kökten çözüyor. Avuç içi boyutlarında tasarlanan bu 3’ü 1 arada istasyon, Apple’ın MagSafe teknolojisiyle uyumlu MagGo altyapısını ve yeni nesil Qi2 25W hızlı kablosuz şarj standardını destekliyor.
Özellikle iPhone kullanıcıları için optimize edilen istasyon, iPhone 17 gibi yeni nesil cihazları kablo hızına yakın bir performansla şarj edebiliyor. Yüksek hızın getirdiği ısınma riskine karşı ise AirCool teknolojisi devreye giriyor. Gelişmiş hava akışıyla çalışan bu dahili soğutma sistemi, şarj esnasında telefonun ve istasyonun serin kalmasını sağlayarak performans kaybını önlüyor. Katlanabilir ve ultra kompakt yapısı sayesinde hem komodin üzerinde şık bir stand hem de seyahatlerde çantada yer kaplamayan bir enerji istasyonu olarak kullanılabiliyor. Telefon, kulaklık ve saati aynı anda şarj edebilme yeteneği, onu modern kullanıcının vazgeçilmezi yapmaya aday kılıyor.

Anker Nano Power Strip: Masaüstünde Düzen ve Güç
Ev-ofis çalışanları ve oyuncular için masaüstündeki kablo karmaşası büyük bir sorundur. Anker, bu soruna Anker Nano Power Strip ile estetik ve güçlü bir çözüm getiriyor. 10’u 1 arada bağlantı yapısına sahip olan bu güç kaynağı, kelepçeli tasarımı sayesinde masanın kenarına sabitlenerek yerden tasarruf sağlıyor ve kabloların aşağı sarkmasını engelliyor.
Cihaz üzerinde iki adet USB-C, iki adet USB-A portu ve altı adet AC priz bulunuyor. Bu zengin port çeşitliliği, monitörlerden bilgisayara, telefonlardan masa lambasına kadar her şeyi tek bir merkezden beslemeye olanak tanıyor. Özellikle tek bir USB-C portundan 70W’a kadar güç çıkışı verebilmesi, birçok dizüstü bilgisayarı ekstra bir adaptöre ihtiyaç duymadan şarj edebileceğiniz anlamına geliyor. Ayrıca 1500J aşırı gerilim koruması ile donatılan Nano Power Strip, pahalı masaüstü ve oyun ekipmanlarınızı voltaj dalgalanmalarına karşı güvence altına alıyor. Gizli priz yerleşimi ise görsel kirliliği minimuma indiriyor.

Anker Nano Docking Station: Hibrit Çalışmanın Yeni Tanımı
CES 2026’da tanıtılan belki de en inovatif ürünlerden biri Anker Nano Docking Station oldu. Bu cihaz, hibrit çalışma düzenine geçen profesyoneller için “ikisi bir arada” bir devrim niteliğinde. Markanın çıkarılabilir dahili hub’a sahip ilk docking station modeli olan ürün, hem sabit masaüstü düzenini hem de mobiliteyi tek gövdede birleştiriyor.
Toplamda 13’ü 1 arada bağlantı noktası sunan istasyonun kalbinde, yerinden çıkarılabilen 6’sı 1 arada bir hub bulunuyor. Kullanıcılar ofiste tam donanımlı istasyonu kullanırken, toplantıya veya seyahate giderken sadece hub modülünü yanlarına alarak bağlantı yeteneklerini ceplerinde taşıyabiliyor. Performans tarafında da taviz vermeyen cihaz, üçlü ekran desteği ile çoklu görev verimliliğini artırıyor. Tek ekranda 4K çözünürlüğe kadar görüntü aktarımı sağlayabilen istasyon, 100W’a kadar upstream şarj gücüyle bağlı olduğu bilgisayarı beslerken, 10 Gbps veri transfer hızıyla büyük dosyaların saniyeler içinde aktarılmasına olanak tanıyor.
Anker’in CES 2026 çıkarması, şarj teknolojilerinin artık sadece “doldurmaktan” ibaret olmadığını, cihaz ömrünü uzatan, kullanıcıya veri sunan ve yaşam alanlarına entegre olan akıllı sistemlere dönüştüğünü gösteriyor.
